Varlık / Kasım 2003/
Röportaj metni:
1. kızlar aşık olmaz yeni romanınızın adı ve ilk romanınız da değil... eyvah! yine kızlar kazandı , yandık!kızlar etrafta başımız belada , doğüstü sevgialtı , aşkatür , son derece kızsal sorunlar: makyaj, alışveriş, erkekler ve ilk öpücük isimli romanlarınız ile okurlarla uzun süreli bir tanışıklığınız var. kızlar aşık olmaz'ı ve diğerlerini ‘gençlik’ romanları olarak değerlendirebilir miyiz? kahramanlarınız lise öğrencileri ve oldukça da ‘çılgın’lar...
evet, altı
romanla 1996'dan beri okuyucularla beraberim. "gençlik" romanı denildiğinde
aklımda, pembe yanaklı pırıl pırıl genç kızların yeşil gözlü yakışıklıları
görünce kıpır kıpır atan yüreklerindeki heyecanı ‘sevgili’ günlükleriyle
paylaşmalarının ön plana çıktığı; masum yaramazlıkların, tatlı flörtlerin
anlatıldığı pespembe kitaplar canlanıyor. benim metinlerimse, genellikle
genç kahramanların rol aldığı acımasız yetişkin hikayeleri olarak dikkat
çekiyor. tam uyuşmasa da, yakın bir örnek vermek gerekirse eğer, sizin
gençlik romanları dediğiniz kavramı alpler’de dedesiyle yaşayan iyilik
meleği, tatlı, şeker heidi’ye benzetirsek, benim romanlarım da eleştiri ve
mizah yönleri ile, south park veya the simpsons olacaktır.
kitaplarımı bir sınıflandırmaya oturtmak gerekiyorsa en uygun tanım mizah
romanıdır. zira gençlerin başrolde olduğu yetişkin hikayeleri dedik ama,
mesela, aşkatür'ün kahramanları otuz yaşını aşmış karakterlerdi. bir önceki
romanım doğaüstü sevgialtı ise intihar eden bir adamın intiharının kabul
edilmemesi nedeniyle dünyaya geri gönderilmesinin sonuçları üzerinde gelişen
mizahi bir hikayeydi.
“çılgınlık” ise ayrı bir kavram. netleştirmek için belki bir örnek vermek
gerekir. mesela, “amerikan pastası” benzeri yeni nesil zıpçıktı amerikan
gençlik filmleri de çılgındır. partiler yapıp, kız tavlamaya çalışan liseli
gençlerin ilk heyecanları hollywoodvari bir çılgınlıkla yansıtılır. oysa,
kızlar aşık olmaz’daki sessiz bir çılgınlıktır. ruhsal deformasyonlarının
farkında olan paranoyak bir genç, sessizliğinin, yalnızlığının, şüphelerinin
arasında paranoyalarının, komplo teorilerinin aslında gerçek olduğunu ispat
etmeye çalışırken bu ispatın onu sürükleyeceği yalnız ama emin ve güvende
olma duygusunun huzurlu sessizliğine ulaşmayı umut eder. hikayedeki
‘çılgınlık’ ise, belki de o karakterin sessizliğinden beklenmeyecek bir
gürültüyle aklında dönüp duran paranoyaların okuyucuları da içine
çekmesinden kaynaklanmaktadır.
2. “kızlar aşık olmaz” da kurgunun ana izleği ‘aldatma’...
öncelikle kızların, erkek arkadaşlarını aldatmaları... iki erkek arkadaş bir
kız arkadaşları ile, sevgililerini aldatan -belki de kandıran- kızlara karşı
bir örgüt kurarlar: 1tost. anlatmak istediğinin bir tür ‘genç-aldatma’
mıydı? sanki onların yaptıkları ‘aldatma’ değil de birbirlerini ‘kandırma’
gibiydi... belki de genç oldukları için. ne dersiniz?
romanın eflâtun’un aldatma ile ilgili sözleri ile başlaması, son dönemde
popüler olan aldatma kavramı üzerine yeni bir deneme olduğu izlenimini
doğurabilir ama aldatma, ilk romanımdan itibaren kadınların “melek”
olmadığını anlatan ve kimi yerde kadın düşmanı olarak anılmama –belki insan
düşmanıyım ama özellikle kadın düşmanı değil- dahi neden olan söylemin bir
uzantısıdır. geri planın bir lise olması bu nedenle de önemlidir. kitabın
kurgusu, aşkın ve cinselliğin ilk keşfedildiği yıllarda kandırmacaların
nasıl ihanete dönüşebildiği ve ihanetlerin aşkın bir parçası haline geldiği
vurgusuna yetişkinlerin karmaşık sosyal ilişkilerinin yarattığı kalabalık
olmadan daha net odaklanabilmeyi sağlamıştır.
3. romanın bütününde ‘cinsellik’
de hakim. ‘cinsellik’ diğer romanlarınızda da kullandığınız bir tema mı?
evet, cinsellik çekinmeden ama kesinlikle pornografiye yaklaşmaması için
özen göstererek kullandığım bir unsur ama okuyucular da fark edecektir,
popüler romanlarda kitap satsın diye kullanılan bir hile halini almış
cinselliğin pembe dizi tadındaki detaylarını değil, karakterlerin arasındaki
çekimi, yıkımı, yakınlaşma sonrasındaki hesaplaşmaları ön plana çıkarmanın
hazırlığıdır cinsellik vurgulu satırlarım. kitaplarımın gençler arasında
popülerleşmesinin sebebi de bu olsa gerek. gençler henüz cinsel kimliklerini
sorgular bir yaştayken ve cinsel aktivitelerinin hem partnerleri ve
kendileri hem de ait oldukları topluluktaki sonuçları üzerine kafa yorarken,
bu hesaplaşmaları göz önüne koyan bir metin okumak ilgilerini çekiyor
olmalı. dilimdeki mizah ve eleştiri dozunun yüksekliğini de düşünürsek belki
ilk sorunuzdaki ‘gençlik’ romanı izleniminin nedenine de ulaşmış oluruz.
4. “kızlar aşık olmaz” da ilginç birtakım göndermeler de var.
çöpçü genç
örneğin. bu gencin hayatına da kısa bir bakış atıyorsunuz. ‘çöpe atılan
herhangi bir şeyin artık tamamen çöpe ait olması” ve genç çöpçünün bu
konudaki tutuculuğu bir tür sistem deşifresi mi?
çöpçü zimmet karakteri, diğer romanlarımda olduğu gibi, gündelik yaşamımızın
bir parçası olan sıradan, olağan detayları nasıl birer sorun haline
dönüştürebildiğimiz gerçeğine mizahi bir üslupla yaptığım göndermelerin
kızlar aşık olmaz’daki bir başka örneğidir. ancak sadece üç bölümde yer
almasına rağmen, kurgunun da anahtar noktalarından birini teşkil etmesi,
okuyucuyu şaşırttığı ve ona hikayenin gidişatı hakkında tahminde
bulunmasının imkansız olduğunu düşündürttüğü kadar beni de şaşırtmıştır.
herkesin beklediği, bir romancının, yazım sürecini eseri üzerindeki
hakimiyetini kaybetmeden tamamlamasıdır. ancak çöpçü zimmet gibi sürpriz
karakterlerin, beklenmeyen olayların, aklınızda aniden çakıveren bir
parlamanın yazmaya koyulmadan önce uzun uzun planladığınız tüm kurguyu silip
atabileceği gerçeğinin de bir ispatıdır zimmet. insanları sevmediğini her
fırsatta dile getiren ve yazmaktan başka bir işi olmayan benim gibi bir
insanın, kaprisli aşıkları, ilgi isteyen sevgilileri, şefkatle sarıldığı
çocukları, ailesi hatta hayatı haline gelen romanlarının kendisiyle oyun
oynadığına, sürprizler hazırladığına inanmasına neden olabilecek bir
ispatdır ve kızlar aşık olmaz’ı yazıp bitirdikten on sene sonra hangi
karakter aklınızda kalacak derseniz, çöpçü zimmet olacaktır cevabım. belki
de on sene aklımı meşgul ettikten sonra yeni bir romanın baş karakteri olmak
şartıyla çıkacaktır aklımdan.