Beyoğlu akşamlarının en sevilen gruplarından Gökalp Baykal Band manzumeyi Sivri Köşe'de okuduktan sonra şimdi Gitmek Hep Çok Kolay'ı unutulmaz bir melodiyle buluşturdu. Bir akşam arkadaşlarınızla, dostlarınızla müzik dinleyip eğlenmek için dışarı çıktığınızda, bir Jazz Club'ta şarkıyla karşılaşabilirsiniz.
Cem Şancı'nın on yıldan uzun bir süre boyunca internet üzerindeki takipçi okurları için kaleme aldığı kurgu karakter Author'ın, bir filozofun doğuş öyküsünü anlatan ikinci romanı, aynı zamanda kağıt baskı olarak kitapçılardan okura ulaşan ilk romanı.
Arka Kapak:
"Zihnimde bir yara var. Canımı yakan, durmadan kanayan, kapanacağı yerde devamlı yayılan, büyüyen, kocaman bir yara...
Ne zaman mantıksız, akıl dışı, ezbere, aptalca bir söz duysam; ne zaman insan kılığına bürünmüş ilkel maymunların cehalete bulanmış pis hesaplarının peşinde koştuğunu görsem üstüne tuz basılmış gibi sızlayan bir yara...
O yaradan tüm ruhuma sivri, paslı, soğuk bir bıçak ucuymuş gibi acılar saplandıkça göğsümden nefesim çekiliyor; bedenimi saran bütün kaslarım geriliyor; soğuk çarpmış gibi üşüyen yüzüme bir ekşime oturuyor ve belli belirsiz aralanan dudaklarımdan yine bir mırıldanma dökülüyor "Vay amına koyim!"
İşte ben buyum. Küfürbaz, terbiyesiz, ahlaksız, kötü adam. Kısaca, Author.
İsmim Author ama bu aslında dostlarımın bana taktığı bir mahlas. Gerçek ismimi unutalı ise çok zaman oldu. Teknik olarak, düzene, kurallara, yasaklara, beni şekle sokmaya çalışan herkese siktiri çeken bir orospu çocuğuyum.
Ama hayatımın acı vermeyen güzel yanları da yok değil. Mesela, güzel kadınlar. Gözlerimle incecik ayak bileklerinden, yumuşacık dudaklarına, büyülü gözlerine ulaşana dek önce çekici bedenleriyle aklımı başımdan alan; sonra sıcacık dokunuşlarıyla tenimden ruhuma akıp kalbimi çalan güzel kadınlar.
Bir de okurlarım var. Her an her yerde karşıma çıkabiliyorlar. Kendilerine Authorist diyorlar. Bir üniversitede öğrenci, bir devlet dairesinde memur, uluslararası bir şirkette CEO, mahalledeki bankanızda veznedar, bindiğiniz vapurda kaptan, yemek yediğiniz restoranda aşçı, her sabah okuduğunuz gazetede editör ya da semtinizin karakolunda polis...
Kendilerini cehaletle kavrulan, vahşetle kutsanan bu dünyanın içinde saklıyorlar; kimseye göstermeden ezberlere, düzene, akıl dışılığa vurup kaçıyorlar.
Anlaşıldığı üzre, hayatım avare, götüm tayyare, dostlarım bir yerlere kısılıp kalmış biçare, kadınlarımınsa ruhu kevaşe.
Kısaca söylemek gerekirse, adım Author. Annenizin damat olarak istemeyeceği adamım."
***
Author, Türk edebiyatının kural tanımaz serseri yazarı Cem Şancı'nın yarattığı kurgu bir karakter ancak on yıl içinde takipçilerini öylesine etkiledi ki, seveniyle, sevmeyeniyle onu internet üzerinden takip eden okurları Author'ın gerçek mi yoksa hayal ürünü bir kurgu mu olduğunu tartışır hale geldi. Author okurlarını daima gerçeğin ve hayalin birbirine karıştığı çarpıcı metinlerle etkilemeyi başardı.
Author, her sabah iş yerlerinde veya evlerinde, kahve fincanını alıp onun öykülerini, yorumlarını okumak için bilgisayarının başına geçen okurlarına internet çağında edebiyatın nasıl da etkileşimli bir sanata dönüştüğünü gösterip takipçilerini güldürmeyi, heyecanlandırmayı, sinirlendirmeyi, düşündürmeyi, duygulandırmayı başaran on binlerce metin üretti ve internette on yıl boyunca süren bu macera boyunca her gün on binlerce insanın okuduğu bir fenomen haline geldi.
Author'ın savunduğu değerler, medyanın ve sistem Lordlarının bize yasakladığı her şeyi içeriyor. O yüzden onun adını medyada duyamazsınız. Onu televizyonlarda göremezsiniz. Ama Author, artık internette şekillenen yer altı edebiyatında, kulaktan kulağa yayılan öyküleriyle okurlarının kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Ve 12 Dilber'de Author, internet topluluklarının, sosyal ağların, medyanın, siyasetin birbirine geçmiş ve gizli kalmış çirkin yüzünü okuruna anlatırken, akıllara durgunluk veren olağan üstü bir kurguyla kara mizaha ve anti-kahramanlığa heyecan verici yeni bir tat kazandırıyor."
BASIN MENSUPLARI İÇİN NOT: Kitap kapağının büyük boyutlu görseline, yukarıdaki kapak fotoğrafını sol tuşla tutup bilgisayarınızdaki bir klasöre sürükleyip bırakarak ulaşabilirsiniz.
Veya alternatif bir yöntem olarak, kapak görselinin üstünde sağ tuşa basıp çıkan menüde Resmi Farklı Kaydet seçeneğini kullanarak görseli bilgisayarınızda istediğini yere kaydedip kullanabilirsiniz. Aynı şekilde aşağıdaki görsellere de ulaşabilirsiniz.
Cem Şancı'nın 2005 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü'ne aday gösterilen romanı, ailesinde hayatta kalan son insanı da korumak ve sahiplenmek için onun yanına Yeşilköy'e yerleşen bir müzisyenin, Yeşilköy'de çocukluk aşkıyla karşılaşmasının öyküsünü anlatıyor.
Ancak bu karşılaşma sadece bir gönül sorgulamasına değil, binlerce yıllık bir tarihe sahip Yeşilköy'deki, kökü çok eskilere dayanan, adı konulmamış gizli Müslüman-Hristiyan çatışmasının da yeniden hatırlanmasına yol açacaktır.
Arka Kapak:
"Ayastefanos...
1900'lerin başında yeşiline, doğasına hayran kalıp adını Yeşilköy olarak değiştiren Halit Ziya Uşaklıgil'den, 1930'larda yazlıkların, balıkçı barakalarının hemen yanında ekili bamya tarlalarında oynayarak büyüyen Aydın Boysan'a; 1990'larda Florya düzlüklerinde kuş avlayıp satan başıboş çocukların hikayelerini dinledikten sonra taze sabah poğaçaları soğumadan pastaneye yetişmek için komşularının yaramaz afacanlarını omzuna bindirip güle oynaya çarşıya inen Yaşar Kemal'e kadar pek çok edebiyatçının yüreğinde yer etmiş büyüleyici, sakin, huzurlu ama cıvıl cıvıl hayat dolu, taze bahar yeşiliyle örtülü semt...
Aynı zamanda, yaz kış demeden her mevsim çiçek açacak kadar doğaya meydan okuyan yaşlı ağaçları gibi farklı dinlerden gelip Yeşilköy'de buluşan ve tüm engellemelere, geleneklere ve cezalandırmalara rağmen birbirlerini seven cesur aşıkların unutulan hikayelerinin, geleneklere kurban edilen mutlulukların, rakı masalarında çözülen acıların, tek başına oynanan sirtakilerin, kasap havalarının ardına saklanan yalnızlıkların semti.
Kızlar Aşık Olmaz, aşkın varlığından izler ararken kaybolmuş üç duygu gezgini gencin paranoyalarını konu alan, sürprizlerle dolu çok zengin bir kurgu.
Şüphe dalgalarıyla boğuşan bu gençler, hayatta kalmak için çevrelerindeki mutlu ilişkileri bozmak üzere planlar yapıyorlar. Kadınlara karşı güvensizlikleri ise gün ve gün büyüyor, internet üzerinde bir fenomen haline gelen "kadınlarda orospuluk switchi doğuştan on geliyor" gibi yargılarla zaman zaman aşkı aramaktan vazgeçiyorlar.
Peki bu gençler sevdikleri kadınlarla birlikte olma cesaretini gösterebilecekler mi?
Edebiyatımızın serseri yazarı Cem Şancı'nın bir çok eleştirmen tarafından kullandığı argo dil nedeniyle oldukça eleştiri alan internet sitelerinde de çokça tartışılan bu romanını okurken hiç durmayan heyecanlı temposuyla eğlenecek hatta belki de roman kahramanlarının hararetli tartışmalarından, çarpıcı tespitlerinden etkilenecek, aşk adı altında duygu hizmetçisi yaratmaya çalışan kadınlardan nefret edeceksiniz!
Kadınlar sıkı durun, Cem Şancı fırtınası yıkıp dökmeye devam ediyor...
Belki de daha önce kimsenin tatmadığı bir aşk yaşıyorlardı.
Kaç yıldır beraber olduklarını saymıyor, doğum günlerini kutlamıyor, yıl dönümlerini umursamıyor, başkalarının aşk için yaptıklarını kendilerine örnek almadan, birbirlerini kuralsızca ve hesapsızca seviyorlardı.
Türk edebiyatının kural tanımaz, serseri yazarı Cem Şancı son romanı Bir Kadın Masal İster'de yönetmen Biray Dalkıran'ın yaşanmış bir olaya dayanan öyküsünden yola çıkıyor ve müzikle yoğrulmuş bu öyküyü masalsı bir sürükleyicilikle kelimelere döküyor.