Kaçak Yayın / Kasım 2003/

Yorum metni:

 

KIZLAR AŞIK OLMAZ / Şebnem Atılgan

 

Cem Şancı’nın Kızlar Aşık Olmaz isimli romanı iki ayrı okur kesimini -kızlar ve erkekler- karşı karşıya getirir. Romanın hemen hemen her sayfasında kendini hissettiren “kızlara karşı duruş” yazara bir nebze yükleme getirse de, Şancı’nın kurgusunu başarılı kılanın da bu olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Cem Şancı’nın romanları pembe yanaklı pırıl pırıl genç kız ve erkeklerin ön plana çıktığı; masum yaramazlıkların, tatlı flörtlerin anlatıldığı pespembe kitaplar değildir. Eyvah! Yine Kızlar Kazandı ile başlayan,  Yandık! Kızlar Etrafta Başımız Belada, Doğüstü Sevgialtı, Aşkatür, Son Derece Kızsal Sorunlar: Makyaj, Alışveriş, Erkekler ve İlk Öpücük ve Kızlar Aşık Olmaz ile devam eden romanlar alt metinlerinde yazarın genç kahramanlarına yaşattığı acımasız yetişkin hikayeler taşıyan kitaplar olarak dikkat çeker; metinlerin eleştiri ve mizahi yönleri  Şancı’ya göre South Park veya The Simpsons kategorisine yakındır. (Sanırım daha da çok South Park...) Kızlar Aşık Olmaz da ruhsal deformasyonlarının farkında olan paranoyak bir genç, sessizliğinin, yalnızlığının, şüphelerinin arasında paranoyalarının, komplo teorilerinin aslında gerçek olduğunu ispat etmeye çalışırken bu ispatın onu sürükleyeceği yalnız ama emin ve güvende olma duygusunun huzurlu sessizliğine ulaşmayı umut eder.   Romanda kurgunun ana izleğini ‘aldatma’ eylemi oluşturur. Öncelikle kızların, erkek arkadaşlarını aldatmaları... İki erkek arkadaş, bir kız arkadaşları ile, sevgililerini aldatan -belki de kandıran- kızlara karşı bir örgüt kurarlar. Romanın Eflâtun’un aldatma ile ilgili sözleri ile başlaması, son dönemde popüler olan ‘aldatma kavramı’ üzerine yeni bir deneme olduğu izlenimini oluştursa da aslında, yazarın ilk romanından itibaren kadınların “melek” olmadığını anlatan söyleminin bir uzantısıdır. Kitabın kurgusu, aşkın ve cinselliğin ilk keşfedildiği yıllarda kandırmacaların nasıl ihanete dönüşebildiğine, yetişkinlerin karmaşık sosyal ilişkilerinin yarattığı kalabalık olmadan daha net odaklanabilmeyi sağlamıştır.

Kızlar Aşık Olmaz da cinsellik ögesi de karakterlerin arasındaki çekimi, yıkımı, yakınlaşma sonrasındaki hesaplaşmaları ön plana çıkarır şekilde kurgulanır. Yazara göre romanlarının ‘gençlik  romanı’ izlenimi oluşturmasının önemli ve baskın nedenlerinden biri de budur: “Gençler henüz cinsel kimliklerini sorgular bir yaştayken ve cinsel aktivitelerinin hem partnerleri ve kendileri hem de ait oldukları topluluktaki sonuçları üzerine kafa yorarken, bu hesaplaşmaları göz önüne koyan bir metin okumak ilgilerini çekiyor olmalı…”

  

Yan ama asıl karakterler

 

İyi bir okur için Kızlar Aşık Olmaz da ilginç birtakım karakterler de gizlidir. Örneğin Çöpçü genç Zimmet. Roman, bu gencin hayatına da kısa bir giriş yapar ki, bu giriş bir çırpıda büyüyüp hayatın geneline yayılır. Zimmet ile birlikte ortaya çıkan  ‘Çöpe atılan herhangi bir şeyin artık tamamen çöpe ait olması” kavramı bir tür sistem deşifresi (mi) dir. Şancı ‘gönderme’ durumunu onaylıyor: “Çöpçü Zimmet karakteri, diğer romanlarımda olduğu gibi, gündelik yaşamımızın bir parçası olan sıradan, olağan detayları nasıl birer sorun haline dönüştürebildiğimiz gerçeğine mizahi bir üslupla yaptığım göndermelerin Kızlar Aşık Olmaz’daki bir başka örneğidir.”  Tuhaf (ve keyifli) olan, Zimmet’in sadece üç bölümde yer almasına rağmen, kurguda anahtar noktalarından birini teşkil etmesidir. Genç yazarın Zimmet’i de içine kattığı kendi yazın çözümlemesi oldukça ilginç: “Çöpçü Zimmet, sürpriz karakterlerin, beklenmeyen olayların, aklınızda aniden çakıveren bir parlamanın yazmaya koyulmadan önce uzun uzun planladığınız tüm kurguyu silip atabileceği gerçeğinin bir ispatıdır. Kızlar Aşık Olmaz’ı yazıp bitirdikten on sene sonra hangi karakter aklınızda kalacak derseniz, Çöpçü Zimmet olacaktır cevabım. Belki de on sene aklımı meşgul ettikten sonra yeni bir romanın baş karakteri olmak şartıyla çıkacaktır aklımdan...”